Konusma adabı ve ANA-BABA hakkı


Şahsımıza karşı vazifelerimizden biri de dilimizi terbiye ve ıslah etmektir.

İnsan iyi ve kötü birçok şeyi dilinden bulur.

Birçok insan dili sebebiyle en büyük musibetlere uğramışlardır. 
İnsanları cehenneme sürükleyip götüren de dilleridir,

 

* Söylediği sözün nereye varacağını, düşünmek,

* Dünya ve ahiret için faydası olmayan sözleri söylememek,

* Sözleriyle kimsenin gönlünü kırmamak,

* Musibet ve felaket getireceğinden korktuğu şeyi söylememek,

* Konuşurken başkasının sözünü kesmemek,

* Bir insanı över veya yererken aşırı gitmemek,

* Büyüklerin yanında yüksek sesle konuşmamak,,

* Boşboğazlık, gevezelik etmemek,

* Söylerken ağzını eğip büzmemek, avurt çatlatmamak, ustalık, bilgiçlik satmamak,

* Konuşurken karşısındakini hiçe sayarak ukalalık yapmamak, onun sözlerinde ayıp ve kusur aramamak,

* Dilini lanete, küfüre ve kaba konuşmaya alıştırmamak,

* Kendisine verilmiş bir sırrı başkasına söylememek,

*Yalan yere bir söz vermemek, yapamayacağı bir şeyi söylememek,

*Yalan söylemekten, yeminden, gıybet etmekten, koğuculuktan sakınmak,

*Başkalarıyla alay etmemek, kimseye kötü bir ad takmamak,

*Söz söylerken güzel söylemek, kabalık yapmamak, karşısındakilerin halini gözetmek, dokunacak sözlerden ve tasavvurlardan sakınmak müslümanın vazifesidir.

 

Kur'an-ı Kerim yedi çeşit insanın peşinden gitmeyi, onları dinlemeyi yasak etmiştir.

 

1- Doğruya ve yalana çok yemin eden,

2- Fikir ve düşüncesi düşük olan,

3- Şuna buna söven, lanet eden, daima kusur ve ayıp araştıran,

4- Bir yerde konuşulan şeyleri başkalarına taşıyan,

5- Cimri ve son derece sıkı olan ve insanları iyilikten çeviren,

6- Hakkı tanımayan ve mütecaviz olan.

 

ANNE VE BABAYA SAYGI ADABI

 

Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek sordu:

—Ya Resulallah! Acaba anamın hakkını ödeyebildim mi?"

Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Selem:

—Hayır! Seni karnında taşırken çektiği bir sancının, seni doğururken duyduğu tek bir acının karşılığını bile ödemiş değilsin" diye cevap verdiler.

Anne ve babasına itaat eden kimseye şu müjdeler vardır:

-"Bir kimse anne ve babasını kendisinden razı ederek sabahlarsa, onun için Cennetten iki kapı açılır. Akşamlarsa yine iki kapı açılır.

Eğer yalnız annesini yahut yalnız babasını razı ederse o zaman bir kapı açılır.

Kim de anne ve babasını kızdırarak sabaha kavuşursa onun cehennemden iki kapı açılır. Akşamlarsa (aynı şekilde) yine iki kapı açılır.

 

Eğer yalnız birini öfkelendirmişse sadece bir kapı açılır. Ana babası haksız dahi olsalar, onların gönüllerini kırmamak karşılarında öf bile dememek lazımdır."

Kim anne ve babasına itaat ederse, iyilik ve ikramda bulunursa, kendi evladı da ona itaat eder. Bu konuda bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

"Siz babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler!"

 

ANNE BABAYA ASİ OLANLAR CENNET KOKUSU ALAMAZ

 

Anne ve babasına asi olanlar, ne kadar iyiliklerde bulunurlarsa bulunsunlar, cennete girmeleri çok zor olur.

Diğer taraftan onlara iyilikte bulunanlar ne kadar kötü amelde bulunurlarsa bulunsunlar, itikadı bir bozukluk içinde değilseler, eğer varsa cehennemdeki cezasını kolay geçer, cennete gider.

Bu konuda bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

Cennetin kokusu beş yüz yıllık yoldan rahatça alınır.

Fakat anne ve babaya asi olanlar ve akraba ile bağı koparanlar bu kokudan mahrum olurlar.

 

Hadisi şerifte buyruluyor ki:

"Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur.

Ancak onun kokusunu anne ve babaya asi gelen ile akraba bağını koparan alamaz!"

 

HZ.MUSA VE CENNETTE Kİ KOMŞUSU

 

Hazreti Musa Aleyhisselam bir gün Allah u Teâlâ’ya münacat ederek şöyle niyazda bulundu:

–Ya Rabbi! Acaba benim cennette arkadaşım kimdir?

–u Teâlâ Celle Celaluhu:

–Ey Musa! Falan beldeye git, orada bir kasap vardır. İşte senin cennette ki arkadaşın odur, diye cevap verdi.

Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam o beldeye geldi ve tarif edilen kasabın dükkânını buldu.

Orada oturup bir müddet kasabın hareketlerini seyretti.

Akşam olunca kasap heybesine bir parça et koyup, dükkânını kapayarak evinin yolunu tuttu.

Hazreti Musa Aleyhisselam kasabın yanına yaklaşarak:

–Beni misafirliğe kabul eder misiniz? Diye sordu.

Kasap da tebessüm ederek:

–Buyurun, diyerek Musa Aleyhisselam'i evine davet etti.

Eve varınca kasap getirdiği eti kendi eliyle pişirerek çorba yaptı.

Sonra evin tavanına asılı olan büyük bir heybeyi aşağıya indirdi ve içinden gayet yaşlı bir kadını çıkardı. Kendi eliyle onu doyurdu, üzerindeki elbiselerini alıp yıkadı ve kuruttuktan sonra onu giydirdi.

Sonra tekrar annesini heybeye koyup yerine astı.

Tam o sırada kadının dudaklarının kıpırdadığını gördü. Musa

Aleyhisselam:

–Bu kadın kimdir? Diye sordu.

Kasap da:

–Annemdir, diyerek cevap verdi.

Musa Aleyhisselam:

–Sen onu heybeye koyarken dudakları kıpırdıyordu. Sanki bir şeyler söylüyordu. Acaba ne diyordu?

—O, devamlı olarak şu sözü söyler: "Ya Rabbi! Oğlumu cennete Musa'ya arkadaş yap" işte bu söylediği söz onun duasıdır.

Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam:

–Sana müjdeler olsun! Ben Musa'yım. Sen de benim cennetteki arkadaşımsın, dedi.

Bir kimse annesinin ayağını öperse, cennetin eşiğini öpmüş gibidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuşlardır:

"Kim annesinin ayağını öperse, tıpkı cennetin eşiğini öpmüş gibi olur"

 

Ashab–ı Kiram'dan Alkame adında bir zat vardır.

 

Bu zat bir gün çok ağır hasta oldu. Peygamber Efendimiz s.a.v. Hz. Ali, Hz. Ömer ve Hz. Bilal r.a. hazretlerini onu görmeye gönderdiler.

Onlar Alkâme'nin yanına vardıklarında bir de ne görsünler: Alkame'nin dili tutulmuş, bir türlü kelime–i şahadet getiremiyor.

Hemen gelerek durumu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattılar. Sahabeler, Alkame'nin durumunu gözden geçirdiklerinde onda bir kusur bulamadılar Daha sonra hanımı yüzünden annesiyle arasının iyi olmadığını öğrendiler.

Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Alkame'nin annesine haber gönderdi.

Kadın Peygamber Efendimizin huzuruna gelince Resulullah

Efendimiz kadına:

–Oğlun ile dargın mısın?" diye sordu.

Kadın:

–Dargınım ya Resulullah" diye cevap verdi.

Peygamberimiz s.a.v.

—Oğlun çok zahmet çekiyor.

Oğlundan razı olmasan bile ona hakkını helal et" dedi.

Kadın:

–Oğlum karısını bana tercih etti.

Ben oğlumdan razı olamam, dedi.

Peygamber Efendimiz s.a.v. kadına ne tavsiye ettiyse kabul etmedi.

Nihayet Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:

–Nefsim yed–i kudretinde olan 'a yemin ederim ki, sen ona öfkeli ve dargın bulunduğun sürece ne namazı ne de zekâtı fayda vermez.

Daha sonra sahabelere Alkame'yi yakmak için ateş toplamalarını emretti.

Bunun üzerine kadıncağız feryat edip;

–Bırakın oğlumu! 'ı şahit tutuyorum ki, ben oğlumu bağışladım, ondan razı oldum, ona hakkımı helal ettim, dedi.

Bunun üzerine Alkame'nin dili açıldı ve kolayca kelime–i şahadet getirerek vefat etti.

Bu hadiseden sonra Peygamber Efendimiz s.a.v. şöyle buyurdu:

"Ey Muhacirler ve Ensar topluluğu! Kim hanımını annesine tercih ederse, 'ın laneti üzerine olsun. –u Teâlâ o kimsenin ne farz ne de nafile ibadetini kabul etmez."(7)

 

ANNE VE BABA HAKKINDA DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN HUSUSLAR ŞUNLARDIR

 

* –u Teâlâ c.c. isyanı ve günahı gerektiren hususlar dışında emrettikleri her konuda anneye ve babaya itaat etmek.

* Anne ve babaya nezaketle ve saygı dolu bir dille hitap etmek.

* İçeri girdikleri zaman hemen toparlanıp ayağa kalkmak.

* Sabah akşam uygun zamanlarda ellerini öpmek.

* Anne ve babanın kişiliklerini, şeref ve itibarını korumak.

* Kendi arzuladığımız şeylerden onlara da ikram edip sunmak.

* Anne ve babaya sık sık dua edip, bağışlanmalarını –u Teâlâ’dan dilemek.

* Bütün dünyevi iş ve amellerinde onların fikirlerine danışmak.

* Anne ve babanın yanında misafir bulunuyorsa kapıya yakın oturup onların verecekleri emirleri yerine getirmede acele etmek.

* Onları sevindirecek işlerde bulunmak ve memnun kalacakları işleri yapmak.

* Karşılarında yüksek sesle konuşmamak.

* Konuşurlarken onları dinleyip, sözlerini kesmemek.

* İzin vermedikleri takdirde evden çıkmamak.

* Uyudukları zaman onları rahatsız etmemeye dikkat etmek.

* Eşi ve çocuklarını onlara tercih etmemek ve her konuda onlara öncelik tanımak.

* Beğenilmeyecek bir iş yaptıkları takdirde onları kınamamak.

* Gülmeyi gerektiren önemli bir etken olmadıkça onların karşısında kahkaha ile gülmemek.

* Sofrada onlardan önce yemeğe başlamamak.

* Anne ve baba huzurunda ayakları uzatmamak, derli toplu oturmak.

* Onların önünden yürümemek, onlardan önce bir eve veya işyerine girmemek.

* Çağırdıkları zaman edeple "Buyur" deyip, hemen yanlarına gitmek.

* Anne ve baba hayatta iken de, vefat ettikten sonra da onların dostlarına saygılı olmak.

* Anne ve babasına kötülük eden kimselerle arkadaşlık yapmamak.

* Onlar için sık sık, özellikle vefatlarından sonra dua etmek. Çünkü Salih evladın ölen anne ve babasına yaptığı dualar kabul olur.

 

Onlara şu şekilde dua edilmesi güzel olur:

 

"Ey Rabbim! Anne babam beni küçükken nasıl terbiye ettiler, besleyip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, geniş rahmetine kavuştur!"  AMIN

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !